11. Ceza Dairesi 2015/7044 E. , 2017/6652 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesi gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan; yine beyan olunan bilgiler nedeniyle ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapması ve belge incelemesi gerekiyorsa veya yalan beyan üzerine memurun aldanmaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda, belirtilen suçun oluşmayacağı açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın hakkında önceden işlediği suç sebebi ile çıkarılan yakalama kararına istinaden kimliksiz şekilde yakalandığında, ifadesi alınırken mahkemede kardeşi olan ‘‘...’’ olduğunu beyan ettiği, ancak Kuşadası 2. Sulh Ceza mahkemesinin 17.05.2013 tarihli sorgu tutanağına göre sanığın ... olarak ifadesinin alındığı, mahkemenin yalan beyana inanmayıp gerçek kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlediği anlaşılmakla, olayda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, fiilin 5236 sayılı Kabahatler Kanunu 40. maddesi kapsamında kamu görevlisine kimliği ile ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunma kabahatini oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Yasanın 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Yasanın 20/2-c maddesinde yazılı soruşturma zamanaşımının eylemin gerçekleştiği 17.05.2013 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK’nın 322 ve Kabahatler Kanununun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanununun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 12.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.