
Esas No: 2018/3895
Karar No: 2019/1530
Karar Tarihi: 07.03.2019
İftira - Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/3895 Esas 2019/1530 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Mahkeme, sanığın iftira suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğini ancak mahkumiyet kararı verildiğini belirtmiştir. Ayrıca, sanık hakkında adli para cezası verilmesine rağmen hapis cezasının infaz edilememesi karşısında kurulan hüküm de kanuna aykırı olmuştur. Kararda bahsi geçen kanun maddeleri şunlardır: TCK'nın 267/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4.
16. Ceza Dairesi 2018/3895 E. , 2019/1530 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç Tarihi : 16.11.2012
Hüküm : Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 12.11.2015 tarih 2015/4681 Esas, 2015/3849 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verilerek; TCK’nın 267/1, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak, bozma kararında tartışılması istenen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak veya ilk kararda yer almayan daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen direnme kararı özde direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karar olduğu ve Mahkemece, Dairemizin 12.11.2015 tarih, 2015/4681 Esas, 2015/3849 Karar sayılı bozma kararına karşı direnildiği belirtilmiş ise de; 27.09.2013 tarihli ilk karardan farklı temyize tabi gerekçe ile yeni bir hüküm kurulduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 16.11.2012 yerine 11.12.2012 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
1-İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, somut olayda; sanığın hastaneden
ayrıldıktan sonra raporunun düzenlenmesi ve sanığın da bu rapordan haberdar olmaması karşısında iddialarının maddi vakıalara dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak biçiminde olmayıp anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, yasal unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya göre ise;
01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle TCK"nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı CGTİK"nın 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenerek, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde infazda TCK"nın 52/4. maddesine göre yetkiyi kısıtlayacak şekilde seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 07.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.
