Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2013/7-352
Karar No: 2013/1607

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/7-352 Esas 2013/1607 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2013/7-352 E.  ,  2013/1607 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Beyşehir Kadastro Mahkemesi
    TARİHİ : 26/12/2012
    NUMARASI : 2012/13-2012/73

    Taraflar arasındaki “kadastro tespitine itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyşehir Kadastro Mahkemesi"nce davanın kabulüne dair verilen 07.12.2011 gün ve 2010/26 E.-2011/26 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi"nin 08.10.2012 gün ve 2012/953 E.-2012/6822 K. sayılı ilamı ile;
    (...Kadastro sırasında dava konusu 151 ada 469 parsel sayılı 12529,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 Sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı N.S. bağışlamaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece araştırmaya yönelik Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı N. S. adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
    4753 Sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan Toprak Tevzi çalışmaları sırasında dava konusu .. ada ..parsel sayılı taşınmazın ...belirtme parsel numarası ve Toprak Tevzi Komisyonunun 07.09.1967 gün 149 sayılı kararı ile mera olarak tahsis edildiği, dava konusu taşınmazın tahsis haritası kapsamında kaldığı dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Tahsis idari yoldan veya mahkeme kararı ile iptal edilmedikçe taşınmazın mera niteliğini kaybetmeyeceği kuşkusuz olduğu gibi, süresi ne olursa olsun meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğe hukuken değer verilmesi de mümkün değildir.
    Mahkemece bu husus göz önünde bulundurularak davanın reddine ve dava konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması isabetsizdir..)
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

    TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulu"nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
    Mahkemece, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verilen ilk karar, Özel dairece eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, dava konusu taşınmazın davacının annesi olan R.S."a murisi olan babası İ.E."den kaldığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından, İ.E."in malik sıfatıyla zilyetliğinin taşınmazın mer’a olarak tahsis edilme tarihinden evveline dayandığı, İ.E."in 20 yılı aşkın süredir ekonomik amaçla taşınmazı kullandığı, ölümü ile dava konusu taşınmazı kızı R. S."a bıraktığı, kızı R. S."ın da şu an sağ olup, taşınmazı zilyet olarak kullandıktan sonra zilyetliğini oğlu olan davacıya devrettiği ve davacının da dava konusu taşınmazı dava tarihinden evvelki 10 seneden beri ekonomik amaçla kullandığı, senetsizden kazanım için davacının gerekli şartları taşıdığından bahisle davanın kabulüne dair verilen ikinci karar, Özel Daire"ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme hükmünü davalı vekili, temyiz etmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak tahsis edilen taşınmazın tahsis tarihine kadar zilyetlikle edinilme şartlarının oluşması halinde mülkiyetinin kazanılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    Uyuşmazlığın çözümü için “mera” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır: Mer"a, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullanmak üzere, yetkili makam tarafından tahsis edilmiş olan veya böyle bir tahsis bulunmamasına karşın kadimden beri (öncesi belli olmayan bir zamandan beri), ilgili köy veya kasabalar tarafından mer"a olarak kullanıla gelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiilî ve hukukî tasarruflarda bulunamadıkları arazi parçasıdır. Bir yerin mer"a sayılabilmesi için bu amaçla bir köy veya kasabaya tahsis edilmesi gerekir. Bir tahsis bulunmadığı takdirde, kadimden beri o yerin mer"a olarak kullanıla gelmiş olması gerekir.
    Mer"a hangi köy veya kasabaya tahsis edilmiş veya hangi köy veya kasaba kadimden beri o yeri mer"a olarak kullanıyorsa, ancak o köy veya kasabaların ahalisi mer"adan istifade edebilirler; başkalarının mer"adan faydalanma hakkı yoktur.
    Mer"a olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mer"a olarak kullanıla gelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez. Mer"aların sınırlarının daraltılıp genişletilmesi ve zamanaşımı ile özel mülkiyete geçirilmesi mümkün değildir. Mer"aların vasfı değiştirilemez ve ziraat arazisi haline getirilemez.
    Bir yerin mer"a olarak kabulü için sadece o yerin tabiî özellikleri itibariyle, hayvan otlatılmaya müsait olması yetmez, aynı zamanda hukukî bir unsurun da buna eklenmesi gerekir. Bu hukukî unsur tahsis ve kadimden beri kullanmadır. Bir yere hukuken mer"a vasfını verebilmek için iki unsurdan birinin bulunması gerekir (Cin,Halil:Türk Hukukunda Mer’a Yaylak ve Kışlaklar, 2.Bası, Ankara 1980, sahife:37 vd.).
    Bu unsurlardan ilki olan tahsis, bir devlet malını umumun faydalanmasına veya herhangi bir kamu hizmetine arzetmek, bağlamak demektir. Yani, tahsis devletin hususi emlâkine dahil olan bir malı, kamu emlâki kategorisine sokan bir idarî tasarruftur. Tahsis hususî malı, kamu emlâki haline getirebileceği gibi, bir kamu malını, bir kamu hizmetinden başka bir kamu hizmetine de nakledebilir. Mer"alar bahse konu olunca, tahsis devlete ait olan bir arazinin, bir köy veya kasaba ahalisinin ihtiyaçlarını karşılamak için süresiz ve şartsız olarak terk edilmesi demektir. Mer"a olarak tahsis edilen arazi üzerinde artık devlet mülkiyet ve tasarruf hakkını kullanamaz. Devlet mer"a olarak tahsis edilen arazi üzerinde sadece bir kontrol ve muhafaza hakkı sahibidir.
    Kadimden beri kullanma ise ikinci hukuki unsurdur. Kadim, başlangıcı bilinemeyecek kadar eski olan demektir. Süresi ne kadar uzun olursa olsun, başlangıcı bilinen kullanma veya intifa kadim sayılmaz. Bu sebeple, bir taşınmazın mer"a olarak kullanılmaya başlandığını belli bir tarihe bağlamak mümkünse, kadimden bahsedilemez. Bir tahsis belgesi ile mer"a olduğu ispat edilemeyen yer, ilgili köy veya şehir ahalisi tarafından kadimden beri mer"a olarak kullanılmakta ise ve bu husus ispat edilebilirse, mer"a iddiası kabul edilecektir. Burada ispat edilecek olan husus, kadimden beri bir tahsisin mevcut olduğu değil, davalı veya davacı köy veya kasaba ahalisinin o yeri mer"a olarak kadimden beri kullanmakta oldukları vakıasıdır (Cin,Halil:a.g.e, sahife:37,38).
    Hemen belirtilmelidir ki, bir taşınmazın toprak tevzii komisyonunca mer’a olarak tahsis edilmiş olması, evveliyatı itibariyle de mutlak surette mer’a olarak kabulüne yeterli değildir. Ancak, toprak tevzii komisyonunca bir yerin mer’a olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda kişinin o yerdeki zilyetliği sona erer. Taşınmaz kadim mer’adan tahsis edilmemişse mer’a olarak tahsis edildiği tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleştiği ileri sürülerek, kanıtlayabilir. Bunun için de yalnızca mer’a tahsis haritasıyla yetinilmeyip belirtmeye ilişkin tutanak ile ilgili kayıt ve belgeler celp edilerek, taşınmazın evveliyatının ne olduğunun araştırılması zorunludur (HGK’ nun 30.10.1991 gün ve 1991/8-427 E., 1991/544 K.; 3.5.1995 gün ve 1995/17-149 E., 1995/502 K.; 17.12.2003 gün ve 2003/8-742 E., 2003/775 K.; 10.05.2006 gün ve 2006/8-240 E., 2006/292 K. sayılı ilamları).
    Dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olayda; 4753 sayılı Yasa uyarınca bölgede yapılan Toprak Tevzi çalışmaları sırasında dava konusu .. ada ..parsel sayılı taşınmaz ve komşusu dava dışı ..parsel sayılı taşınmazın belirtmelik 656(2388) parsel numarası ile davacının dedesi İsmail Erdemir’in 1937 tarih 1817 nolu vergi kaydına istinaden zilliyetliği tespit edilmiş, itiraz üzerine vergi kaydının gayri sabit olması nedeniyle 4000 m2 lik kısım ... parsel olarak İ..E.. adına, vergi kaydı fazlalığının da ..parsel numarası ile hazine adına yazıldığı ve 08.04.1967 tarihinde 337 sıra nosuyla tapu kaydının hazine adına oluştuğu, sonrasında .parselin 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca 07.09.1967 tarih 149 sayılı Toprak Komisyonu kararı ile mera olarak tahsis edildiği, daha sonra da kadastro komisyonunca 24.11.2006 tarihinde tarla vasfı ile hazine adına kadastro tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Diğer taraftan, dava konusu taşınmazın toprak tevzii komisyonunca 07.09.1967 tarihinde 149 sayılı karar ile tahsisli mera olarak sınırlandırıldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değildir.
    Hal böyle olunca, tahsisli mera olarak sınırlandırılan taşınmazların evvelinden özel şahıs tarafından nizasız, fasılasız, ekonomik amaca yönelik yirmi yılı aşkın zilyetlik ile kullanılması halinde bu taşınmazların senetsizden kazanıma konu olabileceğine ilişkin direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiş ve bu nedenle direnme kararının onanması gerekmiştir.
    Ne var ki, bozma nedenine göre işin esası Özel Daire’ce incelenmediğinden, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daire’ye gönderilmelidir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnmesi yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 7.HUKUK DAİRESİ’NE GÖNDERİLMESİNE, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/I maddesi uyarınca hükmün tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.11.2013 gününde yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi.

     

     

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi