Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/1345 Esas 2016/5161 Karar Sayılı İlamı

Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/1345
Karar No: 2016/5161
Karar Tarihi: 28.04.2016

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/1345 Esas 2016/5161 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2015/1345 E.  ,  2016/5161 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.04.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 15.10.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    _ K A R A R _
    Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davalı, iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi davasının sonucunun beklenilmesini kabul etmediklerini, her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, dava şartı oluşmadığından davanın usulden reddi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
    Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 tarihli ve 3/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca murisin terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı sona ereceğinden davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin olan bu hususun hakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.
    Somut olaya gelince; mahkemece davacıya Türk Medeni Kanununun 640. maddesi gereğince dava açmak üzere süre verilmiş ve bu konuda açılan davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bu davanın sonucu beklenerek taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasının incelenmesi gerekirken, davacının iradesi dışında gelişen bir konuda, ara kararının yerine getirilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıran tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 28.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


    Bu web sitesi, sisteminin bir üyesidir.