15. Ceza Dairesi 2018/3346 E. , 2018/4911 K.
"İçtihat Metni"
Dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Menderes Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.07.2017 tarih ve 2016/3643 soruşturma, 2017/896 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.09.2017 tarih ve 2017/5462 değişik iş sayılı kararı aleyhine yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03.04.2018 gün ve 94660652-105-35-907-2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2018 gün ve 2018/29866 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı kanunun 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan kanunun 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, somut olayda, müştekinin şüpheli ile ortak müteahhitlik yaptığı bilahare ortaklığı sonlandırdıkları, müşteki iddiasına göre, şüpheliye olan borcuna karşılık 680.000,00 Türk lirası bedelli bono senedi verdiğini, daha sonra ise şüphelinin eşi ve çocuğu üzerine 4 adet daire vererek borcunu ödediği halde, şüphelinin 680.000,00 Türk lirası bedelli senedi yırtarak kendisine verdiğini, kendisinin yırtılmış senedi bir zarfa koyup muhafaza ettiğini, ancak şüphelinin 680.000,00 Türk lirası bedelli bir senedi icraya koyması üzerine, asıl senedi değil de sahte senedi yırtıp kendisine verdiğini anladığını bildirerek şikayetçi olduğu, tanıklar ...’nun jandarmada alınan ifadelerinde, şüphelinin alacağına karşılık dört tane daireyi aldığını ve karşılığında senedi verdiğini bildirdiği, bu durumda şüpheli tarafından müştekiye iade edilen bir senet olduğunun kabulü gerekeceği, oysa şüphelinin poliste verdiği ifadesinde kendisinin müştekiden 1.000.000,00 Türk lirasının üzerinde alacağı olduğunu müştekinin daireleri vermesine rağmen kalan 680.000,00 lira alacağı için senet verdiğini bildirerek, müştekiye 680.000,00 Türk lirası bedelli senet vermediğini bildirdiği, buna rağmen ortaklık yaptıkları dönemde müşteki ile aralarında 680.000,00 Türk lirası bedelli senet yapmış olabileceğini bildirmiş ise de, müştekinin elindeki senet şüphelinin imzaladığı bir senet olmayıp, müştekinin borçlu olarak imzaladığı bir senedin söz konusu olduğu, böylece müştekinin tevil yollu ikrarda bulunması ve tanık beyanları, yırtık senet ve icra takibine konulan senet olmak üzere tüm dosya kapsamı karşısında, şüpheli hakkında atılı suçlardan kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte delil bulunduğu halde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği gözetilerek itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Şüphelinin, aralarında bulunan ortaklık ilişkisinin sona ermesi nedeniyle alacağına karşılık şikayetçiden 680.000,00 TL tutarında senet aldığı, bunun üzerine şikayetçinin aralarındaki anlaşma gereğince 4 dairesini şüphelinin aile fertleri üzerine devretmesi neticesinde suça konu senedin şüpheli tarafından yırtılarak şikayetçiye verilmesine rağmen, yaklaşık 21-22 ay sonra aynı senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatılması üzerine, şikayetçinin daha öncesinde yırtılıp kendisine verilen senet parçalarını birleştirildiğinde yırtılan senedin sahte olduğunu anladığını iddia ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma dosyasının incelenmesinde; icra takibi yapılan senetle ilgili olarak sahtecilik iddiasında bulunulmadığı, ayrıca tapu devrinden sonra senedin yırtıldığının iddia olunması nedeniyle iradenin fesada uğratılmasından söz edilemeyeceği, yine yırtıldığı belirtilen senedin sahte olup olmadığı ya da iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda hukuki denetimin yapılmayacağı; öte yandan şüphelinin savunmalarında, aralarındaki ortaklık ilişkisini sona erdirmeleri üzerine 1.000.000,00 TL’lik alacağının kaldığını, bunun karşılığında şikayetçiden inşaat halindeki 4 daireyi aldığını, geri kalan kısmı içinse 680.000,00 TL’lik senet düzenlendiğini, sonrasında borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlattığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 24.03.1989 gün ve 1988/1-1989/2 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, senedin bedelsiz kaldığının ya da anlaşmaya aykırı kullanıldığının yazılı delille ispatlanmasının zorunlu olmasına rağmen, şikayetçinin buna ilişkin belge sunamaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bedelsiz senedi kullanma suçunun yasal unsurlarının da oluşmayacağı anlaşılmakla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile merci kararında bu nedenlerle bir isabetsizlik bulunmadığından, İzmir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.09.2017 tarih ve 2017/5462 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 02.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.